Yeni Başlayanlar İçin Holi Festivali: Hindistan'dayım!

01/08/2016

Eğer Hindistan’a seyahat ediyorsanız, bunun bir macera olduğunu en başından biliyorsunuzdur. Bir ihtimal iki kız seyahat ediyorsanız, belki Hindistan’a iki kız gitmenin daha büyük bir macera olduğunu bilmiyorsunuzdur. Ne var ki onu da yolda öğrenirsiniz. En azından bizim durumumuzda bu böyle oldu. :)

 

Hindistan’a seyahat etme düşüncesi insana nasıl gelir?

 

Hayattaki en büyük hayallerimden biri Hindistan’da Holi’yi kutlamaktı. Bugünlerde renk festivali olarak Batı’daki büyük şehirlerde de kutlanan Holi, esasen Hinduların en önemli dini bayramlarından biri. Holi, iyinin kötüye karşı zaferinin, kışın bitişinin, baharın gelişinin kutlandığı bir bayram. Hindu takvimine göre Şubat sonu ya da Mart başına denk gelen dolunay gecesinde ateşler yakılarak kutlanmaya başlıyor. Ertesi gün ise herkesin dans ettiği, birbirini, filleri ve inekleri renkli boyalarla boyadığı, yediği içtiği bir cümbüşe dönüyor. Baharın gelişini renklerle kutlamaktan daha güzel bir yol olabilir mi Allah aşkına! Düşündükçe mutlu oluyorum :) 

 

 

Nurdan’la paylaştığımız onca hayalin arasında tabi ki Hindistan da vardı. Kendisi ellerinden yetenek akan bir fotoğrafçı olduğundan, bir gün muhakkak birlikte bir fotoğraf seyahati yapacağımızı biliyorduk. Bu hayal bakiyken, ara ara birbirimize gösterdiğimiz Hindistan fotoğraflarına zamanla Holi videoları da eklendi. Ve en sonunda bir Ekim öğleden sonrasında işlere batmış, günün yoğunluğundan yemek yemeyi bile unutmuş, İstanbul’dan uzaklaşma hayaliyle yanıp tutuşurken sonunda beklediğimiz cesaret geldi. Bir fırsat yaratıp Kayak.com’dan ve Skyscanner’dan hızlıca bilet baktık. Seyahat etme cesareti gelince şartlarını yaratarak gelir. Arama sonuçlarında Flydubai’nin kampanyasını görünce, aynı gün içerisinde 23-24 Mart 2016′yı Hindistan’da Holi’yi kutlayarak geçirmek ve bir hayali gerçek kılmak üzere Dubai aktarmalı Delhi biletimizi aldık! 

 

Hindistan’a seyahat hazırlığı nasıl yapılır?

 

Biletimizi alır almaz Hindistan tarihiyle, Hint kültürü, mutfağı, Hindistan’daki inançlar, doğal hayat, sanat ve Hindistan’da konuşulan dillerle ilgili yeryüzünde yazılan her şeyi okumaya yemin vermiş gibiydim. Lonely Planet, çeşitli seyahat rehberleri, internet siteleri ve bloglar arasında helak oldum. Daha en başından söylemem lazım ki, bu boşuna bir çabaydı. Kendimce hayli geniş bir çalışma yapmış olsam ve seyahatimize daha 5 ay olsa da, hayal ettiğim kadar ne okuyabildim ne izleyebildim. Çünkü Hindistan kelimelere sığamayacak kadar büyük; tarihi bildiğimiz tüm tarihlerden daha uzun, inançları bildiğimiz tüm inançlardan daha derin, mutfağı daha zengin, coğrafyası daha geniş, dili daha çeşitli, toplumu daha farklı… Kaldı ki Hindistan, asla ve asla yaşamadan anlayabileceğiniz bir yer değil.

 

Araştırmalarımız bir yandan devam ederken, öbür yandan da daha somut hazırlıklara daldık. Seyahat Sağlığı Merkezi’nden öğrendiğimiz kadarıyla, gideceğimiz noktalar için özel bir aşıya gerek yoktu. Turist vizesini 50$ karşılığında konsolosluktan alabildik. İlk başvuruda 3 aylık tek giriş veriyorlarmış. Sabah pasaportu verdim akşamına çıktı. Dubai’de ise aktarmamız gündüzdü ve uzun aktarmaydı (8 saatten fazla). Biz de havaalanından çıkıp Dubai’yi de görelim, deniz sezonunu açalım istedik. Ama bu bize 100$’lık bir transit vizeye mal oldu, azıcık pişman olduk.

 

Hindistan’a yalnız gitmeyecekseniz, gitmeden önce edinmeniz gereken en önemli şey gerçek bir arkadaş. Bu, benim için iki anlamda çok önemliydi. İlki, Hindistan’da hayatımın ilk ve tek kültür şokunu yaşadım. Bu ancak sokağa adımımı attığımda yüzüme çarpan bir duygu oldu. Bunun yanı sıra çok yorulduk, sıcaktan fenalık geçirdik, sinirlendik ve Nurdan aç bile kaldı :) Ama birimizin modu düştüğü anda, diğeri oradaydı ve en zorlu günleri birbirimizi dengeleyerek atlattık. İkincisi ise, Hindistan’da hayatımın en güzel manzaralarını gördüm. Kültür şokumdan sıyrılmayı başardığım andan itibaren yaşadıklarımız, karşılaştıklarımız, yaptıklarımız sonrasında gerçek bir gezgin olmanın lezzetini ilk kez Hindistan’da tattım. Ve böylesine özgün bir deneyime, benimle tanıklık eden bir arkadaşım olduğu için çok şanslıydım. Size de bu macerayı muhakkak biriyle paylaşmanızı, saydığım her iki sebeple de tavsiye ederim.

 

Bütün bunlar dışında kalan en kolay iş çanta hazırlamaktı. Nurdan’la, hayatımızın en hafif seyahatine çıkmaya karar vermiştik. Mart sonu seyahat ediyor olmamıza da güvenerek yanımıza birkaç tişört, uzun salaş pantolonlar, uzun kollu bir gömlek ve yedekte kapalı bir ayakkabı dışında neredeyse hiçbir şey almadık. Buna karşılık çantamızı ıslak mendiller, dezenfektanlar, güneş kremi, bol sabun, deodorant, parfüm, ped, pamuk, ilaç ve vitamin, fındık, fıstık, cevizle doldurduk. :) İyi ki de öyle yapmışız. Hindistan’ın pis bir ülke olduğuyla ilgili anlatılan hikayelere lütfen inanın. Hatta söz konusu Hindistan olunca her zaman daha fazlasını hayal edin. Mesela biz, “keşke yanımıza sinekkovar ve fare zehri de alsaymışız” diye içimizden çok geçirdik. :)

 

Rota oluşturma, iç uçuşlar ve trenler!

 

Hindistan’a seyahat hazırlıklarımız tam gaz devam ederken, özellikle seyahat organizasyonu konusunda çok zorlandım. Çünkü kimse konaklama ve tren yolculuklarını detaylı anlatmamıştı. Hele iki kız seyahat ederken nelere dikkat etmek gerekir hiçbir yerde bulamamıştım. O yüzden daha seyahatten evvel, yazımın bu kısmını detaylandırmaya yemin etmiştim. Çünkü gezgin kardeşliği literatürdeki boşlukları doldurmayı da gerektirirdi. 

 

Konaklama ve iç transferleri, her zaman yaptığım gibi, güvenliğe ve konuma öncelik vererek en düşük bütçede tasarladım. Ayrıca muhakkak bir tren macerası yaşamak istiyordum. Son 2 ay kala Holi zamanı yaklaştığı için hosteller hızla doluyor, trenler ve uçaklar tükeniyordu. Hindistan, kalacak yer ayarlayamazsak sokakta da yatabileceğimiz (ki normalde yatarım) bir ülke asla değildi.

 

Rota: Seyahatimizin ilk gününü Dubai’de geçirdikten sonra, vakit de dar olduğu için klasikleşmiş Altın Üçgen (Golden Triangle) rotasını yapmaya karar verdik: Delhi, Jaipur ve Agra. Buna bir de Ganj Nehri’ni, yani kutsal şehir Varanasi’yi ekledik. Böylece Rajasthan ve Uttar Pradesh olmak üzere iki eyalet, toplam 4 şehir görecektik: Delhi’de iki gün, Jaipur’da iki gün, Agra’da bir gün, Varanasi’de üç gün.

 

Delhi-Jaipur-Agra birbirinden en fazla 8 saat uzaklıkta şehirler. Varanasi ise Agra’dan trenle 14 saat. Biz takvime göre düşünüp, Holi’yi Jaipur-Agra’ya denk getirmek için rotayı bu şekilde ayarladık. Tersten de pekala yapılabilir. Varanasi’den Delhi’ye dönüşümüz uçakla oldu. 

 

Rezervasyonlar/uçak: Uçağımızı SpiceJet’ten almıştık. Sloganı “Red, Hot, Spicy” olan bu firma Nurdan’a zerre güven vermediği için kesin düşeceğimizi düşündü. Ben kendi tansiyonumu uçağa biner binmez uyuyarak yok ettim. :) 

 

Rezervasyonlar/tren: Kritik kısım ise tren rezervasyonlarında başlıyor. Trenler ve sınıflar bir bilinmez… Tam da bu yüzden şu sitede dünyanın en değerli bilgilerini buldum: http://www.seat61.com/India.htm#classes 

Biz buradaki bilgiler ve görseller doğrultusunda AC1/1A ve AC2/2A trenleri seçtik. Az kalsın yataklı vagon olsun diye Sleeper seçerek canımızı tehlikeye atmaktan kurtulduk, çünkü Sleeper sınıfı en ucuz ve en kalabalık sınıfmış. 1A ve 2A’lar ise üst veya orta sınıf ailelerin tercih ettiği, turistlerin güvenlikle seyahat edebileceği yegane koltuklu ve yataklı sınıflar, hele ki iki kız seyahat ediyorsanız… 

 

Bu süreçte tırnaklarımla kazıyarak edindiğim bir diğer bilgi “makemytrip.com” oldu. Hindistan’da trenleri, hatta uçakları ve otelleri de bu site üzerinden rezerve edebiliyorsunuz. Ancak altın değerinde uyarı: tren rezervasyonunu online yapabilmeniz için Hint telefon numarası isteniyor. Bu da sizde olmadığı için ya kalacağınız yerden almalarını rica etmeniz ya da Hindistan’da yaşayan bir arkadaş bulmanız gerekiyor.

 

Bir üçüncü bilgi ise her Hindistan gezgininin kabusu bekleme listesi, yani Waiting List (WL). Hindistan’da trenler nüfusa yetmiyor. Bu yüzden çabucak tükeniyor ve kalanlar WL’de sıranın gelmesi için dualar ediyor. Sleeper gibi sınıflarda insanlar bunu trene kaçak binerek çözerken, maalesef sizin kabak çiçeği gibi turist olduğunuz bir dünyada bu mümkün değil. Kaldı ki binseniz bile bir yatağınız olmaz ve hiçbir Hintlinin yanına ilişemezsiniz. Ama sevindirici haber şu ki, insanlar hızlıca biletlerinden vazgeçiyorlar da… WL hızlı ilerleyen bir şey ve eğer WL’deyseniz, birkaç gün öncesine kadar ilerleme hızına bakıp bileti alıp alamayacağınızı kestirebilir, alternatif plan yapabilirsiniz. Bileti alamazsanız ücreti geri veriyorlar da.

Biz 3 tren yolculuğumuzun ikisinde WL’deydik. Birinde 6. ve 7., diğerinde 14. ve 15.’ydik. WL’de olduğumuz ilk trenimizin kalkışına 2 saat kala hala son listeler açıklanmamıştı. Son listelerin açıklanmasını beklerken stresten panik atak geçireyazdım. Trene binemezsek alternatifi ne olur diye otelimizin resepsiyonuna koşarak yalvardık. Adamlar da bize olanca sakinlikleriyle rüşvet verin dediler. :) Nasılsa kadınmışız ve bilet fiyatımızdan daha fazla isteyemezlermiş… “Hindistan'da öğrenmediğimiz bir rüşvet kalmıştı!” diye düşünür, Nurdan’la rüşvet verme pratiği yapmaya başlarken listeler açıklandı ve her iki trende de yer bulduk! Ama WL mevzusu kritik, zira yolda tanıştığımız arkadaşlarımızdan 14 saatlik yolu taksiyle gitmek ve bir servet bırakmak zorunda kalanlar oldu. Çünkü Hindistan’da taksilerin dönüş parasını da ödüyorsunuz ve o trafikte hayatta kalacağınızın hiçbir garantisi yok.

 

Hindistan'a yolculuğu kaleme almak azıcık çetrefilli bir iş olduğu için yazılarımı birkaç seri halinde yayınlamaya karar verdim. Bu yazı biraz bilgi ağırlıklı oldu, ancak yolculuk anılarımız ve yeme-içmeyi ikinci yazıda, Hint kültürü ve günlük yaşantıyı ise üçüncü yazıda bulabilirsiniz. Namaste!

Please reload

Instagram

Facebook

Başka Bir Şeyler?

Noel Baba'nın İzinde: Laponya'dayım!

5/1/2019

Duvarlar Ayırır, Sanat Birleştirir

20/10/2018

1/4
Please reload

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon