Gökyüzünün Altında

11/03/2017

 

Gökyüzünün altında gevşemiş, mucizeler hakkında konuşuyorduk.

 

İçinden geldiği ya da ihtiyacı olduğu anlarda kendini hayali bir trene ışınlayabildiğini anlatıyordu. “Beyin, hayal ile gerçeği ayırt edemez” diye devam etti. Trendeyken, dünyanın camdan kayıp aktığını hissediyormuş. Dünya ona değmeden camdan kayıp akarken kendini her şeyin bir adım dışında ve sonunda düşüncelerine dönmüş halde buluyormuş. “Ne düşünüyorsun peki?” diye sordum. Anlamadı. Sonra da bu saçma soruyu benden beklemediğini belli eder gibi şaşırdı. Ne düşündüğünün bir önemi olmadığını anlayıp bakışlarımı öne eğdim. Düşüncelerine dönme hayaliyle kendini bir trene atıp tek bir düşüncesi bile olmuyordu. Hep böyle garip, diye geçirdim içimden. Ve bana kendimi garip hissettirirdi… Soruma cevap vermeden devam etti. Bu özgürlüğün bir mucize olduğunu söyledi. Ona göre mucizeler bir tuşa basarak, bir yere giderek veya anlık bir kararla gelirdi. Ona göre tüm mucizeler hareketle ilgiliydi. Macerayı mucizeyle karıştırıyor olabilir mi diye düşündüm.

 

Hayal ettiğimiz her şeyin bir adım ötemizde olduğunu söyledi. "Beynimiz hayal ile gerçeği ayırt edemiyorsa eğer, bir kez bile hayal edebildiğin şey gerçektir." Dediğine göre, kendimize dünyanın en güzel anını yaratabilir ve ne zaman istersek oraya kaçabilirdik. Bu fikirden heyecan duydum ama biraz zorlanıyordum. “Nasıl yapacağız?” dedim. “Anılarımızı çarpıtacağız” dedi. “Kendimizi iyi hissettiğimiz anları hatırlayacağız ve onları birbiriyle çarpıştıracağız.” Farklı yönlere baktık. Kendi hafıza tarlalarımızda en sevdiğimiz çiçekleri yokluyorduk. Ben bu tarlayı ilk kez görüyordum; o ise tüm çiçeklerine sevgiyle dokunuyor, bazılarıyla konuşuyordu. Bana kendimi kırılgan hissettirirdi. Birkaç dakika sonra bulduklarımızı ortaya döktük. Ben sevdiğim bir akşamüstüyle sevdiğim bir sahili birleştirdim. İçine sevdiğim tüm insanları koydum. Olmadı. İnsanları çıkarıp en sevdiğim kitabı koydum. O, yağmurlu bir Paris gününde hiç doğurmadığı oğluyla bir şeyler konuşuyordu.“Anılarımıza ihanet etmiyor muyuz?” dedim. “Anılarımızla istediğimizi yapabiliriz” dedi. Bana kendimi kahraman gibi hissettirirdi. Her günün kahramanı bizdik.

 

Yanımdaydı, korkusuzdu. Durduk yerde konuyu mucizelerden açar, başını alıp gitme özgürlüğünden bahsederdi. Hiçbir zaman gitmeyeceğine beni ikna ederdi ve bir gün muhakkak giderdi. Onu durduramayacağımı bilirdim. Bana güç verirdi. Derimin altında ondan aldığım güçle yanardım. Bana yaşadığımı hissettirirdi.

 

İstanbul - Zanzibar

 

Arkada çalıyordu:

 

 

 

Please reload

Instagram

Facebook

Başka Bir Şeyler?

Noel Baba'nın İzinde: Laponya'dayım!

5/1/2019

Duvarlar Ayırır, Sanat Birleştirir

20/10/2018

1/4
Please reload

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon