Nepal'de Yürüyerek İyileşmek

20/10/2018

Nepal’e seyahat etmek için en doğru mevsimin Mart-Nisan veya Eylül-Ekim ayları olduğunu söylerler. Oysa muson yağmurları altında Himalayalar’da yürümek de bambaşka ve eşsiz bir deneyim. Peki bu görkemli dağların sırtlarında trekking nasıl organize edilir? Yürüyerek iyileştiren bir seyahat deneyimi için musonlarda Nepal’i es geçmeyin.

 

Bu yazı ilk olarak Hürriyet Seyahat'te yayınlandı.

Uçak yavaş yavaş alçalırken yanı başımızda sıralanan yüksek dağlar neredeyse kanada dokunmak üzere. Az sonra, dağların bize iniş için izin verdiği açıklığa sığmayıp bir tepeye konuşlanacağız diye düşünüyorum. Yere yakın mıyız, yoksa hala oldukça yüksekte miyiz? İrtifa algımı tamamen kaybettiğime göre Katmandu’ya doğru inişe geçtik…

 

 

Nepal, dünyanın en yüksek on dağından sekizini sınırları içinde barındırıyor. Sonunda Katmandu Vadisi’nde yer alan Tribhuvan Uluslararası Havaalanı’na indiğimizde, hava serin, nemli ve tertemiz. 9 günlük seyahatimizi Türkiye’den üç kız arkadaş olarak bizzat biz planlamak istedik. Nepal, yüzölçümü küçük görünse de mesafelerin birbirine uzak olduğu, dağlık bir ülke. Bu yüzden, gezinin ilk yarısını trekkingle, kalan yarısında ise Katmandu’da geçirmeyi planladık.

 

 

 

Önce, hummalı bir internet araştırmasıyla Katmandu Vadisi’ni çevreleyen dağlardaki alternatif kısa rotaları tespit ettik. Ardından, ne “oryantiring”de ne de dağcılıkta bir iddiamız olduğu için rehber arayışına girdik. Yerli bir rehberle ilerlemek istiyorduk. Böylece, göreceğimiz yerlerin dokusuna ve günlük yaşantısına dair daha iyi, daha kişisel bilgiler alabilecektik. Nihayetinde de yerel kalkınmaya katkıda bulunmuş olacaktık.

 

Seyahate giderken yerli rehber nasıl bulunur?

 

Herhangi bir ülkenin milli parklarında trekking, safari vs. gibi bir aktivite organize ediyorsanız resmi onayları olan yerli bir rehber veya acentayla seyahat etmek gezinizi daha nitelikli ve uygun fiyatlı hale getirebilir. Bunun için, gideceğiniz ülkenin turizm bakanlığının resmî sitesinde listelenen acentalarla yazışmalar yaparak işe başlayabilirsiniz. Aklınızdaki rotayı ve fiyatları paylaşıp aldığınız teklifleri değerlendirebilirsiniz. Nepal seyahatimizden yaklaşık bir ay önce, resmi sitelerden ve forumlardan duyduğumuz beş altı acentayla iletişime geçerek fiyat alıp kararımızı verdik. Hangi gün neler yapacağımıza, izleyeceğimiz rotaya ve konaklayacağımız yerlere dair kararları da rehberimizle birlikte şekillendirdik.

 

 

 

Katmandu

 

Nepal’in başkenti Katmandu kalabalık, tozlu ve gürültülü bir şehir. Aynı zamanda sokakları rengarenk, tütsü kokan ve insanları sıcakkanlı bir şehir. Hinduizm ve Budizm’in yaygın inanç olarak görüldüğü ülkede, hükümet önlem aldığı için, Hindistan’dakinin aksine sokaklarda inekler gezmiyor. Ama Nepal öküzü olarak bilinen yaktan üretilmiş kıyafetler, battaniyeler, oyuncaklar ve eşyalar her tarafta. Buda’nın sözlerinin üzerinde yazdığı rengarenk bayraklar yeri göğü kaplıyor ve inanışa göre, rüzgârda sallandıkça Buda’nın öğretilerini dünyaya yayıyor. Ayrıca, dükkanlarda değerli taşlar, kaşmir kumaşlar, ses ile terapi için kullanılan “singing bowl” satılıyor.

 

 

Katmandu’daki ikinci günümüzü Pashupatinath Tapınağı, Durbar meydanı, Kumari’nin sarayı, Swayambhunath Tapınağı ve Bagmati Nehri’ne ayırdık. Pashupatinath’a 365 basamak tırmandıktan sonra Katmandu kuşbakışı karşımızdaydı. Ardından, Durbar meydanında hayatın akışını izledik. Buradaki tapınak ve yapıların çoğu 2015’teki büyük depremde zarar görmüş. Depremden sonra yağma ve kaçakçılık da artmış. Nepal, hala depremin yaralarını sarmaya çalışıyor ve dünyanın pek çok ülkesinden ekonomik destek alıyor. UNESCO gözetiminde devam eden restorasyon çalışmalarına ve depremin etkilerine dair oldukça bilgilendirici bir müze de meydanda ziyaretçileri ağırlıyor.

 

 

Durbar meydanında Katmandu’nun yaşayan koruyucu tanrıçası Kumari’nin ikamet ettiği sarayı da görme şansımız oldu. Yalnızca fotoğraflarında görebildiğimiz Kumari, şu anda dört yaşında ve 13. yaşına bastığında emekli olup biz ölümlülerin arasına karışacak. Günü, kutsal olduğuna inanılan Bagmati Nehri kıyısında bitirdik. Bagmati’de, bir yanda ölüler yakılırken diğer yanda oyun oynayarak yaşamı kutsayan çocukları izleyerek güneşi batırdık.

 

 

Kısa Trekking Rotamız: Chisapani, Nagarkot, Dhulkhel ve Baltali

 

Yürüyüşe başlayacağımız gün sabah 8'de otelden ayrıldık. Rotamız Chisapani, Nagarkot, Dhulkhel ve Baltali'yi kapsayacak ve dört tam gün sürecekti. Yol boyunca bir destinasyondan diğerine yürüyeceğimiz için çantalarımıza dört gün yetecek kadar kıyafet, çorap, temizlik malzemesi, yağmurluk, enerji barı ve kuruyemiş doldurduk. Çantalarımızın ağır olmaması gerekiyordu çünkü rotamız kısa sayıldığından rehberimiz taşıyıcı tutmamızı tavsiye etmemişti. Dolayısıyla, çantalarımız yürüyüş boyunca sırtımızda olacaktı.

 

Milli parka giriş yaptıktan hemen sonra, nihayetinde 75 kilometreyi yürüyerek tamamlayacağımız uzun ve öğretici yolculuğumuzun daha ilk tırmanışında endemik kelebekler gördük. Okulları dağ başında olan Nepalli çocuklar okul önlükleriyle bize tur bindiriyor ve yerli halk, sezon dışında yürüyüşe gelmiş bizlere hayretle bakıyordu. Yol üzerinde, Hindistan'dan gelmiş ve ibadetlerinin gereği olarak tapınaklara yalın ayak çıkan inananlarla karşılaşıyorduk.

 

Trekking boyunca her gün ortalama 7-8 saat yürüyüp yemekte 1 saat kadar dinlendik. Rehberimiz bize geçtiğimiz yerlerle ilgili kısa kısa bilgiler veriyordu ancak yürüyüş çoğu zaman sessizdi. En az yol kat ettiğimiz gün 18 kilometre yürümüştük.

 

 

Zorlu ama rüya gibi güzellikte bir yolda, yemyeşil otları yararak ve bulutlarla aynı yönde Chisapani'ye doğru çıktığımız ilk gün, rehberimiz yağmur beklemiyordu. Ama boyumuzu aşan eğrelti otlarıyla fotoğraf çektirirken birdenbire yağmur bastırdı. Rehberimiz bizi yağmur daha da şiddetlenmeden, yola aralıklarla serpiştirilmiş özensiz sığınaklardan birini bulmaya yolladı.

 

 

Sığınakta geçirdiğimiz 20 dakikadan sonra yağmur durmayınca, konaklayacağımız tea house’a hava kararmadan varmak için yürümeye başladık. Buradan sonrası oluk oluk akan yağmur suyunda yürüyüş, her molada çorabımızı çıkarıp suyunu sıkmamız; kendini fark ettirmeden tüm kanımızı emen sülükler, çığlıklar ve yanı başımızdan geçen, Everest’e bile terlik ve şemsiyeyle tırmanabilecek Nepalliler... Ama sonuçta, bileğimizin hakkıyla 2450 metreye ve Chisapani’ye ulaştık!

 

 

Yağmur sığınakları aynı zamanda diğer yürüyüşçülerle ahbap olma yerleriydi. Hepimiz aynı yöne gittiğimizden birbirimizi takip ediyor, bir grup bir süre gözden kaybolursa endişelenmeye başlıyorduk. Yolculuk boyunca en sevdiğim his, bu diğerini kollama ruhu oldu. Yoldaki en büyük tehlike ise, rehberimizin bizi uyarmak için önemsiz bulduğu sülüklerdi! Musonlar sırasında ortaya çıkan sülükler sinsice yapışıp kan emerek büyüyor, koparınca deride iz bırakıyordu. Sonradan, kaldığımız tea house’un işletmecilerinden öğrendik ki herhangi bir ilacın fayda etmediği bu çarenin derdi sülüğün üzerine tuz dökmekmiş... Yorgunluktan ve soğuktan dolayı hayatımda içtiğim en lezzetli çorba gibi gelen noodle çorbasından ve yağmurda ıslanan eşyalarımızı kurutmaya yetmeyecek kadar serin ama nemli bir geceden sonra, ertesi sabah 7’de Nagarkot’a doğru yola çıktık.

 

 

Nagarkot’tan Dhulikhel’e doğru düz başlayan yol, bir yukarı bir aşağı uzadı. Yol boyunca şelalelerden, taraçalı dağ sırtlarından, mısır tarlalarından, köylerden geçtik. Yer yer yine yağmura yakalandık ama artık ne yapacağımızı öğrenmiştik. Bileklerimize kadar uzanan yağmurluklarımızı hızlıca giyiyor ve sığınakları hemen tespit ediyorduk. Üstelik geçtiğimiz köylerin köpekleri bize eşlik ediyor, yer yer kestirmeleri bile gösteriyordu. Bulutlar izin vermediğinden Himalayaların doruklarını göremedik. Ama yolda bu dağların esas sahibi köylülerle ve çocuklarla selamlaşmak tüm kilometreleri anlamlı kılıyordu.

 

Günler boyunca, aklımızda yalnızca bir sonraki adımımızı nereye atacağımızın düşüncesiyle yürüdük. Kafamızı kaldırdığımız her anda manzara geniş ve görkemli; biz ise küçücüktük. Bir gün, 27 kilometreyi tamamlayıp otele ulaştığımızda, biraz dinlenmek için oturmuşken oturduğum yerde uyuyakalacak kadar yoruldum. Bedenimizin sınırlarını keşfetmenin ve onları zorlamanın zevkiyle, bir zirveden diğerine günler bitirdik. Nepal’de, yürüye yürüye iyileştik…

 

Ve Tekrar Katmandu

 

Nihayet yine Katmandu’ya döndüğümüzde günlerdir sadece yeşil görmekten ve kaslarımızı çalıştırmaktan dolayı toksinlerimizden arınmış gibiydik. Yeryüzünü, olanca gücüyle ayaklarımızın altında hissediyorduk.

 

 

Son günlerimizi sırt çantalıların uğrak bölgesi Thamel'i keşfederek geçirdik. Everest marka bira satılan barlarda, dağcıların tırmandığı zirvelerin adını kazıdığını gördük. Uğruna ölümün göze alındığı tırmanış hikayelerini dinledik. Trekkingten sonra, kimi yürüyüşçüler dinlenme yolunu masajda, kimileri de yogada buluyordu. Biz, Hatha yogada bulanlardandık. Dersten sonra hocamızın, programında yalnızca yürüyüş ve yoga olan bir inziva merkezi olduğunu da öğrendik ve gelecek yıllar için bir kenara not ettik.

 

 

Son günlerimizde musonlar bizi Katmandu'da da yakaladı. Sabah yağmur sesiyle uyanıyor, öğlen güneşin altında parklarda yürüyüş yapıp geleneksel Nepal yemekleri dal bhat ve momo’ya doyuyor, gece yine yağmurda otelimize dönüyorduk. Yaklaşık 8 saat süren Katmandu’dan İstanbul’a dönüş yolunda, bulutların üzerine çıktığımız anda uçağın penceresinden Himalayalar ve Everest göründü. Böylece, bu muhteşem manzaraya karşı 15 dakika uçmuş olmamın hürmetine, ölmeden önce görülecekler listemde Everest’in üzerini büyük bir mutlulukla çiziyorum.

Please reload

Instagram

Facebook

Başka Bir Şeyler?

Noel Baba'nın İzinde: Laponya'dayım!

5/1/2019

Duvarlar Ayırır, Sanat Birleştirir

20/10/2018

1/4
Please reload

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon