Geri Dönmeye Dair

15/10/2016

Yeni yılın ilk günleriydi. İlk buluşmamız değildi, ama ilk uzun soluklu buluşmamız denebilirdi.

 

İlk gecemizde, ışıklarının arasından köprüler yürümüştüm. Hedefime varana dek tüm köprüleri yürümüştüm hem de. Kavşaklarda çoğalmıştı ışıklar, nehirdeki ışıklara, köşelerde arabalara, sokak aralarında Notre Damme’a karışmıştı. Derken sabah olmuştu. İlk kruvasan, ilk kahve kokusuydu. İlk akordeon sesi, ilk karakalem resimdi. Paris, birçok kişi için herhangi bir şehirdi.

 

Rodrigo Amarante-I'm Ready​


Oysa ben 22 yaşında, ilk kez yurtdışında yaşamaya gitmiştim. Geride bırakıp gitmenin bir anlamı vardı. İsmimi bile bilmeyen insanların arasında, bilinmezin getirdiği sevinç, omuzlarımda kuş tüyü vardı. İlk kez özgür kalışımdı. Sonra birlikte pek çok gecemiz, sabahımız, akşamüstümüz oldu. Paris’e alıştım. Metrolarda nasıl aceleyle hızlanıyorsa Paris’li adımlar, ben de öyle hızlandım. Haritalara bakmadım. Az pişmiş et yedim, Yılmaz Güney’i ve Oscar Wilde’ı aynı gün ziyaret ettim. Notre Damme’ın karşısında sevdiğim üç beş kişiye kart yazdım, defterime şundan bundan söz ettim ama geri gelince yapacak şeyler de kalsın diye hiçbir gün içine girmedim.

 

Vedalaştığımız gün pek de üzülmedim. Vakit geniş, dünya küçüktü; döner dolaşır yine gelirdim. Zamanla vakit daraldı, dünya büyüdü. Ben büyüdüm... Mevsimler, insanlar ve yapacak işler değişti. Daha çok Fransızca öğrendim, daha çok kahve içtim; hiç hesapta yokken Avrupa Birliği Antlaşmaları’nı öğrendim. Önce Ahmet Hamdi Tanpınar’la, sonra Jonathan Safran Foer’le, sonra da Mahir Ünsal Eriş’le tanıştım. Hindistan’da bir kız çocuğunun gülümsemesine sebep oldum. Hayatımda ilk kez balina gördüm.

 

Ve bir gün, geri dönebileceğim bir yeri özledim. Yeni bir keşfin hazzını değil, içimdeki tanıdık bir duyguyu yeniden canlandırmayı istedim. Her şeyin başladığı yere dönüp bisiklet sürmek istedim. Duruldum, bekledim... Bisiklet sürermiş gibi rüzgarını tenimde hissettiğim o yer benim için neresiydi bilemedim. Derken, Paris’in aklına geldim. Kışı bahara bağlamak, birlikte olmak, bir aşkı kutlamak için Paris’e davet edildim. Heyecanım hayallere karıştı...

 

Hep biraz oradaymışım gibi, sanki hiç gitmemişim gibi Fransızca çalışmaya, eskisi gibi plan yapmaya başladım. “Kendi bahçemi ekmeye” başladım. Kendi Kudüs’üme döner gibi, kendi kendime döner gibi, her şeyin başladığı yere döner gibi 6 yıl sonra Paris’e bilet aldım.

Please reload

Instagram

Facebook

Başka Bir Şeyler?

Noel Baba'nın İzinde: Laponya'dayım!

5/1/2019

Duvarlar Ayırır, Sanat Birleştirir

20/10/2018

1/4
Please reload

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon