Yeni Başlayanlar İçin Safari: Kenya'dayım!

21/08/2016

Ben ilkokul çağlarındayken Afrika safarileri pek meşhurdu. Belki de televizyondaki belgeseller çok meşhurdu, aslında safariye giden kimse yoktu. Ama her nedense o zamanlarda içime “Büyünce safariye gideceğim” inancı düşmüştü. Bej rengi bol cepli yelekler giyen insanların üstü açık jeeplerle vahşi hayvanların arasında dolaşması, tam da büyüyünce yapılması gereken bir şeydi! Tamamen kendiliğinden içimde beliren bu hayalin gerçekleşmesi için bir süre sabırsızlıkla 25 yaşına basmayı bekledim. Çünkü ben ilkokuldayken büyüme eyleminin 25 yaşında gerçekleşmiş olacağına inanıyordum. Ve evrene savurduğum bu nereden geldiği bilinmez düşünce, iyi savurmuş olmalıyım ki, dönüp dolaşıp 27 yaşımda geri geldi. Kendimi durup dururken safari planları yaparken buldum. :)

Safari seyahati nasıl planlanır?

 

Safari seyahatimizi planlamaya, 2016 yılı Ramazan Bayramı'nın 9 güne tamamlanabileceğini fark ettiğimiz anda başlamıştık! 9 günlük tatilin sevinciyle kocaman açılmış gözlerimiz küçülmeden sayımızı bile belirlemiştik. Önce 6 kişiydik, ne kadar kalabalık olursak o kadar iyiydi. Zaman geçtikçe türlü sebeplerden ötürü 3 kişiye düştük. Derken maliyeti 3’e bölecek olmak safari turu fiyatlarını düşününce başta biraz gözümüzü korkuttu, moralimiz bozuldu. Ama hem doğru sezonu hem doğru tatili aynı anda yakalamıştık. Üstelik bundan da önemlisi doğru yol arkadaşlarını bir araya getirmiştik. Sonra durup düşününce, aslında bir seyahatin en kritik unsurlarını tamamladığımıza inandık ve plandan vazgeçmedik. Buradan sonra ise bizi uzuun bir planlama dönemi bekliyordu.

 

Uçuşlar:

Eğer siz de bu yola baş koyduysanız kısa zamanda fark edeceksiniz ki Afrika’ya uçmak, uçuş süresine bakılacak olursa çok ama çok pahalı. Biz yüksek sezonda (Temmuz’da) gidecek olduğumuz için, THY'nin bu dönemdeki uçuşları 2.500TL dolaylarında seyrediyordu. Olur da aktarmalı gidersek, bir ihtimal 1.700TL’ye kadar düşürebiliyorduk. Ama bunlar bizim sırf uçuşa ödemeyi kabul edeceğimiz paralar asla değildi. Bu yüzden gideceğimiz ülkeleri belirler belirlemez ilk hedefimiz, Afrika ülkeleri için gereken 20.000 mili biriktirmek olmuştu. Mil kampanyalarını sıkı takip edip hedefe ulaştığımız gün koşarak THY Taksim ofisine gittik ve gidiş-dönüş biletimizi toplam 700 TL’ye aldık. Çıkışta da, Afrika dururken bu parayla -ya da milleriyle- Avrupa’yı gezenlerin şerefine birer kadeh kaldırdık. :)

 

Ülke Seçimi:

Doğu Afrika’ya safariye gidecek olan herkesin azıcık internet araştırmasıyla bulabileceği gibi, buralara gitmenin bir sezonu var. Bir kere Tanzanya ve Kenya’da her sene “Büyük Göç” adı verilen bir olay yaşanıyor. Afrika antilopları her sene, Tanzanya’daki Serengeti Parkı’ndan başlayıp yağmuru takip ederek Kenya’ya ulaşıyorlar. Yolda yer yer aslanlara yer yer timsahlara yem olarak göçü tamamlıyorlar. Eğer büyük göçü yaşamak istiyorsanız gidecek olduğunuz sezonda hayvanların hangi bölgede olacağına dikkat etmeniz gerekiyor. Şu videoda güzel güzel anlatıkları gibi:

Bizim gittiğimiz dönemde antilopların Tanzanya-Kenya sınırında olması bekleniyordu. Bu yüzden biz, safari destinasyonumuzu Kenya olarak seçtik. Arkasından da güzel bir deniz tatili için Tanzanya'ya, Zanzibar'a geçecektik.

 

Vize ve Aşılar:

Kenya vizesine online olarak başvurup 50$ karşılığında alabiliyorsunuz, vize ertesi gün çıkıyor. Tanzanya vizesine ise kapıda başvuruluyor ve ücreti yine 50$. Aşıları Karaköy’deki Seyahat Sağlığı Merkezi’nde olabilirsiniz. Benim öncesinde sarı humma aşım olduğu için herhangi bir aşıyı gerekli görmediler, sadece seyahatimi kapsayan bir sıtma ilacı veriler. Ama bizim gideceğimiz Haziran-Temmuz ayları menanjit kuşağına denk geldiği için, hem ne olur ne olmaz diye hem de bunu bir tür seyahat yatırımı olarak görüp Beyoğlu Toplum Sağlığı Merkezi’ne gittim ve menanjit aşısı da oldum. Ne de olsa daha çok gezerim. :)

 

Park Seçimi:

Kenya ve Tanzanya’da safari yapılabilen birçok park mevcut. Bu parkların çoğunluğunda bütün hayvanlar gözlenebilse de, büyük park büyük hayvanlar demek. Nispeten küçük olan bazı parklarda fil sürülerine rastlanmıyor örneğin, eğer bizim gibi derdiniz filleri de görmekse...

 

Öte yandan, birden fazla parkta safari yapmak da mümkün. Safariye ayıracağınız vakte göre doğası ve barındırdığı hayvan türleri farklı birkaç parkı ziyaret edebilirsiniz. Kenya’daki turlar genellikle savana (sonsuz düzlük demek) parkları ve içinde göl bulunan parkları birleştiriyorlar. Tanzanya’nın ise doğası daha farklı olan parkları var. Örneğin, krater gibi doğal oluşumları da görebileceğiniz parklar bulunuyor.

 

Biz Kenya’daki Lake Nakuru Milli Parkı’nda kuş türlerini ve göl hayvanlarını görmeyi, Maasai Mara’da ise Büyük Göç’e şahit olmayı ve “Büyük 5” denen grubu görmeyi tercih ettik. Bu grubun içinde fil, leopar, aslan, bufalo ve gergedan bulunuyor. Leopar hariç hepsini görmeyi başardık. Leopar’ın yerine bonus olarak Çita gördük :)

 

 

 

 

 

 

Safari Süresi:

Safariye ne kadar süreliğine çıkmak gerektiği ise benim çevremde tam bir tartışma konusuydu. Bir grup arkadaşım birkaç günün yeterli olacağını, zira birkaç günden sonra görülen hayvanların hep aynı olduğunu ve sıkılacağımızı söylüyordu. Aynı hayvanları görmek konusunda haksız da sayılmazlardı. Diğer bir grup ise “10 gün kalırım, hiç de sıkılmam” diyordu.

 

Biz tatilimizin yarısını safariye, yarısını deniz tatiline ayırmaya karar verdiğimiz için 3 gece 4 günlük safaride karar kıldık. Ve 4 günlük safari sonrasında ben de ikinci grupta yerimi aldım. Gördüğüm hayvanlar bir süre sonra aynı olsa bile, her sabah güne zebralarla uyanmaktan, öğle sıcağında maymunlardan yemek kaçırarak piknik yapmaktan, akşamüzeri avlanmak üzere olan bir aslanı, dikkatini dağıtmadan takip etmeye çalışmaktan asla sıkılmazdım. Gece, yıldızların altında kamp ateşiyle ısınmanın keyfine değinmiyorum bile!

 

Konaklama ve Tur Şirketi Seçimi:

Eğer bütçe-konfor-kapsam üçgeninde optimum kararı vermeyi hedefliyorsanız safarinizin en zorlu aşaması asıl şimdi başlıyor demektir. Hazırlıklarımız devam ederken benim daha önce Nijerya görmüşlüğüm olması, Afrika’da güvenlik konusunda yaşadığım tedirginliği ekibe de geçirmeme yetti de arttı bile. :) Lonely Planet’in tur şirketi seçimi konusunda bir sürü uyarısı vardı. İnternetten bulduğumuz bir şirkete ne kadar güvenebilirdik? Türk bir tur şirketiyle anlaşmak kulağa daha sağlam gelse de çok pahalıydı... Kararımızı vermeden önce milyon kişiye danıştığımızı söyleyebilirim. Ve nihayetinde, “Oraları bilmiyorsunuz, güvenli yerler değil” diyerek bizi daha da korkutan Türk tur şirketlerinin verdiği fiyatın yarısına, üstelik aynı otellerde konaklayarak safari yapmayı başardık. Hem de Tripadvisor'dan bulduğumuz bir tur şirketiyle! (Bkz. Tavsiyeler başlığı)

 

Öncelikle bir bilgi: safari yapmak için bir tur şirketiyle anlaşmanız olması gerekiyor. Ne yazık ki bir jeep kiralayıp parklara giremezsiniz, rehbersiz girmek de istemezsiniz. :) Ayrıca bulduğunuz şirketin şoför/rehberinin parklara giriş için özel lisansı olması da gerekiyor. 

 

İkincisi, her tur şirketinin kullandığı araba, anlaşmalı otelleri ve rehberinin kalitesi değişiyor. Bizce en iyi araba üzeri açılabilir 8 kişilik jeepler. Uzun yolculuk esnasında, ki her safari biraz uzun çünkü bu kelime Swahili dilinde uzun yolculuk demek :), içiniz dışınıza çıksa da süspansiyonlu diğer jeeplerin her yanı açık. Hem düşme tehlikesi hem fotoğraf çekimi için uygun olmaması, en çok da hayvanlara yaklaşırken korkabileceğimizden ötürü bizim tercihimiz diğerinden yana oldu. Ayrıca, biraz fiyat farkı ödeyip özel safari turu aldık. Böylece safari esnasında grupta midesi kötüleşen biri yüzünden safarimizden olma ihtimalini de ortadan kaldırdık. (Yaşanıyor bunlar!)

 

Anlaşmalı otellere gelince, bütçeye göre değişen, kamp safarilerinden gayet lüks, havuzlu lodgelara kadar bin bir tür konaklama imkanı mevcut. Tahmin edebileceğiniz gibi, biz en başta kamp safarisinden yanaydık. Bunun iki sebebi vardı. İlk sebebi, iş yeri Şişli’nin göbeğinde olan zavallı İstanbullular olmamızdı. Doğa tatili yapmak değil, doğanın ta kendisi olmak istiyorduk. Her gün ambulans sesleriyle dolan kulaklarımız mümkünse, yıldızlı Afrika gökyüzü altında sessizliğe doysun, etrafta hiç insan sesi olmasın istiyorduk. İkinci sebebi ise, kamp safarilerinin fiyatının diğerlerine göre  daha uygun olmasıydı. Üstelik kamp safarisinde parkı terk etmeden geziyor, otele dönmek zorunda kalmıyordunuz.

 

Ancak milyon kişiye sormamızın faydası buralarda belirmeye başladı. Öncelikle hiç kamp tecrübesi olmayan bireyler için Afrika biraz zorluydu. Gece kamp alanları çok ıssızdı ve hayvanlar rahatlıkla yaklaşabiliyordu. Bu yüzden ışık ve sese asla izin verilmiyordu. Bir arkadaşımızın kötü tecrübeleri dolayısıyla konaklama bütçesini biraz yükseltip "lüks çadır" opsiyonunda karar kıldık. Yalnız biz lüks çadır derken, alt tarafı tabanı ve tavanı olan, hallice bir çadır bekliyorduk! Ama Afrika şansı olsa gerek, kendimizi hayatımızda kaldığımız en güzel odalarda bulduk. :)

 

 

 

Bu odaların her birinin ayrı bir güvenlik görevlisi vardı ve sabaha kadar odaların etrafında gezerek nöbet tutuyorlardı. Bütün bunlara rağmen konaklamamıza kampta yaşayabileceğimiz türden tüm maceralar dahildi! Örneğin, Lake Nakuru Lodge’daki ilk günümüzde odamızı babunlar bastı ve ekmeğimizi çaldı. :) Sentrim Camp’te ise, otel alanında leopara rasgelirsek yapmamız gerekenleri listeleyip odamıza bırakmışlardı! Anahtarlığımıza da acil durumlarda çalmamız için düdük takmışlardı. Akşam yemeğinden sonra odamıza dönerken bir leoparla göz göze gelir miyiz acaba diye hızlı hızlı yürüyorduk. Neyse ki, hiçbir vahşi hayvanla karşılaşmadık. Zaten bakmayın siz, dediklerine göre leoparlar çok utangaç hayvanlarmış. Sadece onlarla karşılaşınca koşmamamız lazımmış, zira koşarsak onlar bizden daha hızlı koşarmış, aklımızda olsunmuş :)

 

 

Tavsiyeler:

Safari turu için bulduğunuz şirketleri Safaribookings.com, Tripadvisor ve Thorn Tree'den karşılaştırmanızı tavsiye ederim. Türk şirketleri 1100$'ın altında fiyat vermezken internetten bulacağınız yerel şirketlerle bu fiyatı 400$'a kadar çekebilirsiniz. Parayı da varınca ödersiniz. Biz, Natural World Kenya Safaris'in hizmet ve yaklaşımından inanılmaz memnun kaldık!

 

Bir diğer tavsiyem de, eğer vaktiniz varsa, Nairobi'de birkaç gün kalıp oradaki yerel safari tur şirketlerini keşfetmeniz. Orada olduğunuz süre boyunca gezginlerle tanışıp kendi grubunuzu da kurabilir ve safariyi çok daha ucuza çıkartabilirsiniz. Bizim ne yazık ki böyle bir vaktimiz olmadığı için tercih etmedik, ancak giderken bizim uçakta tek başına safariye giden birisiyle tanıştık, sonra safari esnasında şans eseri karşılaştık. O, aynen böyle yapmıştı.

 

(Fotoğraflar için -ve arkadaşlığı için- Nurdan Karakurt'a sonsuz teşekkürler!)

Please reload

Instagram

Facebook

Başka Bir Şeyler?

Noel Baba'nın İzinde: Laponya'dayım!

5/1/2019

Duvarlar Ayırır, Sanat Birleştirir

20/10/2018

1/4
Please reload

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon