Madam Nadia

23/07/2016

 

Madam Nadia, annesinin omzu açık, göğsüne çiçekler tutturulmuş siyah beyaz fotoğrafını evinin duvarına asmıştı. Gelen misafirlere annesinin fotoğrafını göstermek onun için bir gurur kaynağıydı. Kendi güzelliğinin kaynağını, kuşakların tarihini ve izleri canlanan ailesini görürdü Madam bu fotoğrafa baktıkça. Fotoğrafın asılı olduğu duvar, evin en güzel, en güneş giren köşesiydi.

 

Madam Nadia, incileri olan bir kadındı. İncili kadınları tanır mısınız? Gerçek kadınlardır onlar. Dünyaya kendini kabul ettirmiş, yeryüzünden silik adımlarla geçmemiş kadınlar. Sabahları "Günaydın şekerim" diyerek beni pencereden uğurlardı Nadiacığım, akşamları olur da bir kahve için kapısını çalarsam muhakkak incileriyle karşılardı. Eğer hazırlıksız yakalamışsam onu -incisiz-, çok alınırdı. Ne de olsa misafirdim, misafirin karşısına incisiz çıkılır mıydı? Ayıptı... Madam Nadia için kendisi olmayan herkes, hatta çok konuşuyor diye şikayet ettiği kocası Mösyö Serkiz bile misafirdi. Eğer incisiz, yapılmamış saçlar ve parlamayan pabuçlarla misafir karşısına çıkarsa, misafire saygısızlıktı.

 

Madam'ın evinde ziyafete davetli olduğumuz o akşam daha dün gibi aklımda. Sofraya incileriyle oturmuştu yine. Bize balığın yanında bira koymuştu. Madam'a göre "Ermeni mutfakta, Rum yatakta, Türk sokakta" lazımdı. Paskalya zamanı çok güzel karidesler, topikler yapardı. Gençken midye dolması da çok meşhurmuş madamcığımın, ama şimdi İstanbul'da öyle midye mi varmış? Eskiden balık pazarında bin bir çeşit mamulü olurmuş Boğaz'ın, adadan ne güzel balıklar, midyeler çıkarmış... Eskiden İstanbul'da sadece hanımefendiler ve beyefendiler yaşarken sokaklarımız da pazarlarımız kadar güzelmiş. Komşuluk varmış bir kere, dostluk varmış... Senelerce aynı mahallelerde Türklerle yaşamışlar, onlar Türkleri bilmez miymiş? Onların yanında şimdikiler Türk müymüş? Keşke her şey eskisi gibi olsaymış. Toplumumuz eskiden çok fakir, çok yoksulmuş ama çok daha mutluymuş...

 

Neyse, bırakalım şimdi bunları... Benim erkek arkadaşım var mıymış? Yoksa madam Nadia'nın bildiği çok iyi bir falcı varmış. Onu görmem gerekirmiş. Hayatta mıdır bilinmez ama eskiden beri Feriköy'de yaşarmış. Bu falcıyı kim görse çok memnun kalırmış, o yüzden birkaç büyük semtin insanları kendisini çok iyi tanırmış. Madam Nadia eskisi gibi olsa bana kesin birini bulurmuş. Bu güzellikle yalnız olmam çok yazıkmış. Nasıl olur da birini bulamazmışım, ya da belki ben mi çok beceriksizmişim? Serko (Mösyö Serkiz) bir içeri mi gitseymiş, bu konuları daha rahat konuşurmuşuz...

 

Sevgili ev sahibem Madam Nadia, hayatımda tanıdığım en içten, en incili ve karşısına ne zaman çıksam kendimi pejmürde hissedeceğim kadar bakımlı bir kadın. Doğumgünlerimi asla unutmayacak kadar iyi bir arkadaş, neşesiyle günlerimi aydınlatan bir komşu. Şimdilerde 87. yaşını kutlayan bir Ermeni güzeli. Gençliğe duyduğu özlemi kıskançlığa çevirmeyen, çünkü hala içinde o ışığı bulan ve bana tutan bir melek. Madam Nadiacığım, onu her gördüğümde bana bir kadın olarak kendimden vazgeçmemeyi hatırlatan, kendimden vazgeçmediğim sürece güzel kalacağımı anlatan can arkadaşım, akıl hocam, kendisine doyamadığım için hayatın bana yeniden sunduğu anneannem.

 

Pangaltı - İstanbul

Please reload

Instagram

Facebook

Başka Bir Şeyler?

Noel Baba'nın İzinde: Laponya'dayım!

5/1/2019

Duvarlar Ayırır, Sanat Birleştirir

20/10/2018

1/4
Please reload

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon